Fahişe kim oluyor bu durumda? Bedenini satmayı dayatan toplum mu, bedenini satmak zorunda kalan masum mu? Sonra fahişelik, kendini pazarlama üzerinden tanımlanacaksa, kişiliğini, karakterini, kariyerini pazarlayanlara ne diyeceğiz? Onları nereye koyacağız? Fahişeliğin cinsiyeti neden var? Bu cinsiyeti yaratan toplumun kendisi değil mi? Hiç erkek fahişe diye bir şey duydun mu?
Beni hiç kimse değerlerin satılmasının, cinsel organın para karşılığı paylaşılmasından daha masum olduğuna inandıramaz.
Adalet, küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyüklerin ise yırtıp geçtiği bir örümcek ağıdır. Evet gerçek bu.
Açlığını bastırmak için ekmek çalan çocuğun boynuna keskin tarafıyla inen kılıç, nerdeyse memleketi soyan ensesi kalınlara kör tarafıyla iniyor.
Faili meçhuller, gözaltılar işkenceler, hapishane duvarları bu insanların önüne çıktı hep. Tarih bu insanlardan çarmıha geriliyken bile gülerek dikenli tacı isteyenleri not etti. Ama hiç kimse, bu utancın bir yerinden kendine pay çıkarmadı.
Yazacağım kitabın karakteri olmalı, o karakterde sağlam olmalı. Karaktersiz insanın nefesi doğa için, insanlık için ne kadar lüzumsuzsa, karaktersiz kitabın varlığıda yazı dünyası için o kadar gereksizdir.