Uygurlarla alakalı konu her açıldığında "Hiçbir problem yok", "Hepsi çok mutlu", "Çin, terörle savaşıyor" gibi savunmalar yapmak, günümüzün iletişim standartlarında ikna edici olmaktan uzaktır. Benim de bizzat müşahede ettiğim üzere, bölgeye ayak basan ve atmosferi gözlemleyen herkes, Uygurların çok boyutlu bir asimilasyon politikasının ana kurbanları olduğunu görmektedir.
İslam'ı Çinlileştirmek siyaseti ve bunun için atılan çeşitli gülünç adımlar
da yine aynı şekilde Çin açısından yenilgiyle sonuçlanacaktır. İslam, tabiatı icabı herhangi bir coğrafyadan, sınırdan veya siyasetten bağımsızdır; yapılan bütün tanımları ve etrafına konulan bütün bariyerleri aşar ve yine İslam olarak kalır.
İlahi takdir çerçevesinde her hadisenin ancak en uygun zamanda ve şartlarda meydana geldiğini ifade etmek sadedinde, eskiler çok latif bir ibare kullanırdı: "Her şeyin bir vakt-i merhûnu vardır." Buradaki "vakt-i merhûn" kavramı, rehin alınmış vakit demektir. En uygun zaman geldiğinde, şartlar olgunlaştığında ve vade dolduğunda vakit özgürlüğe kavuşacak, olacak olan da olacaktır.