Ve pek çok kişideki kaygı da budur. Bir şey yapmaları gerektiğini bilirler:yalnızca kıt kanaat geçinmek, yüzlerini boyamak, mağaralarını süslemek,rakiplerine pis numaralar yapmak değil bir başka şey yapmaları gerekmektedir; işte akıl hastaneleri bu yüzden dolu ve eczaneler bu yüzden gittikçe çoğalıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dindar bir insanın kapıldığı "kuşkuların" dengini yaşıyordu ve yoluna devam etmeden önce o kuşkulardan arınması şarttı. En ön plana çıkan düşüncesi bizim toplumumuzun şeyler, nesneler,mallar,makineler, eserlerin hakimiyeti altında olduğu ve bizden önce gelen toplumları eserlerine -şeylere- bakarak yargıladığımızdı. Eski bir toplumun fikirlerini,ancak kendi toplumumuzun fikirlerinin süzgecinden geçirerek anlayabiliyorduk.
Uyanık yaşamayı hiç öğrenemedim. Uyumak için eğitildim. Ah, ne olur uyuyayım ve hayatımı uyuyarak geçireyim. Ve asıl hafızanın baskısı ben ihtiyaç duymadan uyandırırsa beni, uykumu hançerlerse yapmam gereken işin aciliyeti, o zaman, Tanrı aşkına, Doktor, ne olur,ilaç ver bana ve beni yine düşlere yolla.