Diğer taraftan karanlığa giden yol hem daha kolaydır hem de başlangıçta sana inanılmaz keyif verici imkânlar sunar. Bu illüzyonun tek bir amacı vardır. Yolun sonundaki karanlığı görmeni engellemek. Zira eğer görebilseydin o yol üzerinde ileriye doğru tek bir adım bile atmazdın. Fakat insanlığın çoğu bunu göremez ve kendini bu eğleneceli yolculuğa kaptırır. Karanlıkta ilerledikçe aynı tadı alamadığını fark edersin ama söylenenlere göre daha derinlere gidersen ilk aldığın zevkleri tadabiliyormuşsun. İşte böyle başlar karanlığın en derinlerine giden yolculuğun. En son geldiğin noktada ise artık geri dö nüşün olmadığını anlarsın,çünkü her yer tam anlamıyla karanlıktır. Görebileceğin tek şey, yolculuk boyunca seni sürükleyen hazları hayatın boyunca bir daha alamayacağın gerçeğidir
Hatırlama olarak yaşadığımız bu deneyime "rekonsolidasyon" denir. Yani daha önce depolanmış (konsolidasyon) bir bilginin ya da anının önce silinip sonra yeniden depolanması durumu. Fark edeceğin üzere anının kısa bir süreliğine de olsa silinmesi rekonsolidasyon sürecini inanılmaz kritik bir hale getirmektedir. Düşünsene ya ayna proteinleri tekrardan sentezleyemezsek ne olur? Mesela okuldan kaçış anısının hatırlandığı sırada parçalanan 5 proteinden (X, Y, B, 2, S) sadece dört tanesi yeniden sentezlenseydi ve B proteini eksik kalsaydı ne olurdu? Çok basit. Anının detaylarında ufak değişimler meydana gelirdi. İşin kötü tarafı, okuldan kaçış anısı o andan itibaren artık proteinle depolanmış olacaktır. Yani bu anının orijinalinde yer alan B proteini hiçbir şekilde bir daha karşına çıkmayacak. Doğal olarak bu anıyı her hatırlamak istediğinde bu 4 protein (X, Y, 2, 5) yıkılıp yeniden sentezleneceğinden, sen gerçek anının değişmiş olduğunu bile fark etmeyeceksin.
İlk yürümeye başladığım o günleri hatırlayın. Atmaya çalıştığım adımlar o kadar şekilsiz ve dengesizdi ki her seferinde ya popomun üzerine düştüm ya da bir tarafımı sehpaya çarpıp ağladım. Eğer o günlerde yürümemin benim açımdan tehlikeli olduğunu düşünecek bir beyniniz olsaydı ne olurdu? Gelip yanaklarımı sıkarak yavrum benim, senin yürümene hiç gerek yok, biz istediğin her şeyi anında ayağına getiririz gibi sevgi dolu ama bir o kadar anlamsız cümleler kursaydınız başıma neler gelirdi? İkinizin de çok iyi bildiği üzere ne kadar düşersem düşeyim, canım ne kadar yanarsa yansın ayaklarımın üzerinde tek başıma kalmak zorundaydım. Aksi halde tüm hayatımı sürünerek geçirmek zorunda kalırdım.
Beynimizde prefrontal korteksin hemen arkasında anterior singulat korteks adlı bir bölge bulunmaktadır. Özellikle yaptığımız hatalardan ders çıkarmada bu alan önemli rol oynar. Beyin görüntüleme çalışmaları bil bakalım bize ne göstermiş? Yetişkin beyninde bu bölge herhangi bir hata sonrasında güçlü bir şekilde aktifleşirken, ergen beynindeki anterior singulat korteks hiç oralı bile olmamış. Yani aynı hataları sıklıkla tekrarlamanın nedeni, henüz olgunlaşmamış anterior singulat korteksinden kaynaklanır.