Hayatta kalıplar var... Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek. Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık ka- zanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar
“Olmadığım şey kalmadı. Dünyanın dört bir yanında. Ama yaşamak istediğim hayatı bulamadım. Sonsuza kadar böyle devam etmeye razıyım. Sonsuza dek yaşamak isteyeceğim bir hayat olmayacak. Fazla meraklıyım. Farklı bir şekilde yaşamayı öyle çok istiyorum ki. Yüzünü öyle yapma. Üzgün değilim. Arafta olmaktan mutluyum ben.”
"Ama ya bir gün videocu orada olmazsa?" Nora, Bayan Elm'in bilgisayar başında nasıl paniğe kapıldığını, kütüphanedeki ışıkların nasıl titreştiğini hatırlamıştı. "Ya bir gün tamamen kaybolursan? Sonuna kadar götürmek istediğin hayatı bulamadan?"
Hugo omzunu silkti. "O zaman ölmüş olurum. Zaten öleceğim demektir. Yaşadığım o hayatta. Araftakilerden biri olmayı seviyorum. Tamamlanmamış şeyleri seviyorum. Ölümün her daim bir seçenek olması hoşuma gidiyor. Hayatı sonuna kadar götürmemeyi seviyorum ben.”
İnsan beyninin dünyaya dair karmaşık bilgileri filtreden geçirerek indirgediğini, mesela insanın bir ağaca baktığında sonsuz karmaşıklıktaki sayısız yaprakla dalı "ağaç denen şey olarak gördüğünü biliyordu. İnsan olmak, dünyayı sürekli indirgeyerek anlaşılabilir ve basit bir anlatıya dönüştürmek demekti.
146
İnsan hayallerine doğru güvenle yürüdüğü ve hayalindeki hayatı yaşamak için çaba gösterdiği takdirde gündelik hayatın akışı içinde aklına dahi gelmeyecek bir başarıya ulaşacaktır.
Yüzme sanatı herhalde bütün sanatlar tam bir adanmışlık istiyordu. Eyleme ne kadar yoğunlaşırsanız, diğer şeylerden o kadar uzaklaşıyordunuz. Kendiniz olmaktan kurtulup yaptiginiz seye dönüsüyordunuz.