İşçi makinenin, memur bürokratik kurumun bir parçasıdır. Artık o kendisi olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle de önünde topluma uyum göstermekten başka bir olma yolu kalmamıştır.
Doğumdan ölüme, pazartesinden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi, insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusu ile doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Kant'ın da net bir şekilde belirttiği gibi, eşitlik hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman, herkesin eşit olacağı anlamına gelir.
Amacın sürüye katılmak olduğu, bireyin kişi olarak büyük ölçüde yittiği bir oluştur bu. Eğer ben de herkese benzer, beni farklı kılacak olan bir düşüncem ya da duygum olmaz, topluluğun fikirlerine, geleneğine uygunluk gösterirsem, korunur, ürküntü saçan yalnızlıktan kurtulurum.