Selman Akalan

Selman Akalan
@Sesosaaa
Hayatı seviyor musun? -Öyleyse zamanı çarçur etme, çünkü hayat ondan ibarettir. Sen zamanını boşa harcarsan gün gelir zaman seni harcar! En ağır silleleri vursa da kader, Ezilir belki ama eğilmez başım. (JACK LONDON)
Sokrates hakkında...
Onu her dinleyişimde, yüreğim yerinden oynar .. Sözleri yaşlar akıtır gözlerimden. (...) Perikles'i dinledim, başka büyük hatipleri dinledim ama hiçbir zaman böyle hallere düşmedim, hiçbiri içimi öylesine allak bullak etmedi, hiç biri kölelik zincirleri içinde yaşama öfkesini duyurmadı bana. (...) (O'nu] dinledikten sonra, kaç defa hayatı benim yaşadığım gibi yaşamamalı dedim. ...) Yalnız bu adamın karşısında duyduğum bir şey var; (...) bir insandan utanma duygusu. (...) Biliyorum ki onun yap dediklerini yapmamak için haklı sebepler göstermek gelmiyor elimden, gelmiyor ama, onun yanından uzaklaşır uzaklaşmaz kalabahklardan alkış toplamak hevesine kapılıyorum.”,
Sayfa 62·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu dünyanın güzelliklerinden başlayacaksın, hiç durmadan basamak basamak yüce güzelliğe yükseleceksin, bir güzel bedenden ikisine, ikisinden bütün güzel bedenlere, sonra güzel bedenlerden güzel işlere, güzel işlerden güzel bilgilere, güzel bilgilerden de sonunda bir tek bilgiye varacaksın: Bu bilgi de o tek başına var olan salt güzelliğe varmaktan, asıl güzelin özünü tanımaktan başka bir şey değildir
Sayfa 56·Kitabı okudu
Dinle beni şimdi: Sırlara yolunca ermek isteyenin daha genç yaşında güzel bedenleri araması gerek. Onu yola koyan, doğru yola koymuşsa, ilkin bir tek insanı sever ve ona söyleyecek güzel sözler bulur. Sonra anlar ki, şu bedende gördüğü güzellik her bedeninkinin eşi, kardeşidir; görüş güzelliğini arayan için bütün bedenlerdeki güzelliği bir tek şey saymamak delilik olur. Bunu iyice anladı mı, bütün güzel bedenleri sever, bir tekine olsun düşkünlüğü gevşer, çünkü artık böyle bir düşkünlüğü küçümser, hiçe sayar. Bundan sonra yapacağı şey, can güzelliğini beden güzelliğinden üstün görmektir. Değerli bir can, bedendeki pırıltısı sönük de olsa, sevgisini coşturmaya yetmeli; ona kendini verip, gençlerin yükselmesi için söylenecek en güzel düşünceleri aramalı, bulmalıdır. Böylece güzelliği ister istemez yaşayış, davranış yollarında görecek, hepsindeki güzelliğin aslında hep aynı güzellik olduğunu fark edecek ve böylece beden güzelliğine fazlaca kapılmamayı öğrenecek. Davranış, yaşayış yollarından bilimlere geçip onlardaki güzelliği de görecek. Gözleri böylece daha geniş bir güzele erdiği zaman, artık bir tek varlığa bağlanmayacak, bir delikanlının, kim olursa olsun herhangi bir adamın, şu veya bu davranışın kulu kölesi olup incir çekirdeği doldurmaz laflar etmeyecek.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Bir canlı yaşıyor, çocukluğundan ihtiyarlığına kadar hep kendi olarak kalıyor deriz, oysaki hep aynı adı taşısa da hiçbir zaman aynı varlık değildir, durmadan saçları, eti, kemiği, kanı, bütün bedeni, bir yandan yenileşir, bir yandan ölür. Yalnız beden değil, can da değişir. Tabiat, huy, inanışlar, arzular, zevkler, dertler, kaygılar, bunların hiçbiri kimsede aynı kalmaz, biri ölürken, bir yenisi doğar. İşin en tuhafı, bilgilerimiz bile bir yandan doğar, bir yandan ölür, bilgi bakımından da hiç aynı kalmayıp, hep değişir bildiklerimiz. Bilgi yitirildiği içindir ki öğrenme diye bir şey vardır. "Unutma" bir bilginin silinmesidir. Öğrenme, gidenin yerine bir yenisini belletmekle bilgiyi yaşatır, böylece de bilgi hiç değişmemiş gibi görünür. Bütün ölümlü varlıklar, bedeniyle ve her şeyiyle ölümsüzlüğe bu yoldan erişir.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Bolluk ve Yoksulluk’tan doğan Sevgi’nin talihi de ona göre olmuş. Sevgi her şeyden önce ve her zaman yoksuldur; çoklarının sandığı gibi hiç de öyle ince ve zarif değildir, tersine kabadır, pistir, evsiz barksız, yalınayaktır; açıkta, dağda bayırda, kapı önlerinde, yol köşelerinde yatar kalkar. Ne yapsın, anasına çekmiş, yoksulluktan kurtulamaz. Babasına çeken tarafıyla da hep güzelin, iyinin peşindedir; yürekli, atılgan, dayanıklıdır; yaman avcıdır, hep tuzaklar kurar; fikirlere, buluşlara düşkündür, ömrü kafa yormakla geçer, bilicilikte, büyücülükte eşsizdir. Aslında ne ölümlü ne de ölümsüzdür. Bakarsın, aynı günde bolluk içinde gelişir, yaşar, birdenbire de ölür, sonra yine babasının tabiatı gereği bir çaresini bulup dirilir. Bir şeyin eline geçmesiyle elinden kaçması bir olur. Öylece Sevgi hiçbir zaman ne yokluk içindedir ne de varlık içinde. Bilgi ve bilgisizliğin de ortasındadır. Bakın niçin: Tanrıların hiçbiri bilgi ile uğraşmaz, bilgeliğe özenmez (çünkü zaten bilgedir); bilgeliğe ermiş bir insan da artık bilgi ile uğraşmaz; bilgisizler de öyle, ne bilgi ile uğraşırlar, ne bilge olmaya özenirler. Bilgisizlik neden kötüdür? Cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken, hepsini kendisinde toplamış sanır da ondan. Yoksun olduğunu bilmeyen kimse ne diye kendinde olmayanın peşine düşsün? - Peki, Diotima, dedim; bilgeler de bilgisizler de düşmezse bilginin peşine, kimler düşer? - Artık bunu çocuk da bilir: İkisi ortasında olanlar düşer. Tabii Sevgi de onlar arasındadır. Bilgelik en güzel şeylerden biri, Sevgi de her güzelin sevgisi olduğuna göre, ister istemez bilgelik dostu, filozof oluyor. Filozof olunca da bilgelerle bilgisizler arasında yer alıyor. Bütün bunlar yaradılışından: Bir babası var, her şeyi bilir, her şeyi bulur, bir annesi de var, ne bir şey
Sayfa 51·Kitabı okudu