Bu kitap, adının tersine, hatırlamanın ağırlığını da unutuşun hafifliğini de aynı anda hissettiriyor.
Kimi zaman gülümsetiyor, kimi zaman içini burkuyor ama en çok da şunu düşündürüyor:
"Gerçekten unuttuğumuz şeyleri mi geride bırakıyoruz, yoksa hatırlamaya cesaret edemediklerimizi mi?"
Unutmak sandığımız kadar kolay mı, yoksa bir çeşit hayatta kalma biçimi mi?
İnsan sadece yaşadıklarıyla değil, unuttuklarıyla da şekilleniyor. Belki de bizi biz yapan, tam da hatırlamadığımız anların gölgesi. Çünkü hafızanın boşlukları da anlamla dolu. Eksik parçalar bile bir hikâye anlatıyor.
Bir sahnede geçmişin yüklerinden kurtulmaya çalışan karakter, bana kendi içimde defalarca verdiğim mücadeleyi hatırlattı. Çünkü bazen hayat, zihninde taşıdığın eski anıların ağırlığı yüzünden yavaşlıyor. İlerleyemiyorsun. Ama yine de o anılar olmasa, sen de eksik kalırsın. İşte kitabın asıl gücü burada: Unutmanın acısını, hatırlamanın sancısıyla iç içe anlatıyor.
Ve fark ettim ki belki de hepimiz kendi içimizde "unutma dersleri" alıyoruz. Kimimiz bir kaybı kabullenmeye çalışıyor, kimimiz kendimizi. Ama derslerin hiçbiri bitmiyor. Unutma, bir diploma vermiyor. Hep yeniden başlıyor, yeniden öğretiyor.
O zaman kitabın son cümlesinde de dediği gibi ; Yarın ne getirecek bilmiyorum ama her şeyi doğru yapmış değil, "Yaşadım" diyebilecek biri olarak ölmek istiyorum. Hayat hata yapmaktan korkmak için çok kısa.
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,4bin okunma