"İnsan kendini bilmeli" derdi rahmetli babam. "Erdemli olmanın ilk koşulu budur. Erdemli yurttaşlar öncelikle kendilerini kandırmamalı ki toplumu da hayal kırıklığına uğratmasınlar."
Ancak mesleğini hiçbir zaman layıkıyla yerine getirmeyenler gereksiz bir duygusallığa kapılır, hakikat yerine ezilenlerin çektiklerini dile getirirdi. Öyle mi? Bu kadar basit mi? Peki, insanı anlatmayan bir tarih, hakikati nasıl yansıtabilirdi? İnsan yoksa ne halk vardır ne de devlet, dolayısıyla ne de tarih... Amaan gel de işin içinden çık şimdi. Karmaşık meseleler, kadim tartışma konuları, hiçbir sonuca varmayacak önermeler. Üstelik bilinçli olarak da yapmamıştım ki bunu. Benim doğal halim buydu, böyle görüyordum tarihi... Çoğu zaman yenilenlerin gözünden... Sakat bir bakış açısı belki...
"Roller Müştakçım, roller sadece oyuncular için değildir. Modern toplumlarda hepimizin bir rolü vardır. İster benimseyelim ister benimsemeyelim, hepimiz dikte ettirilen rolü sonuna kadar oynamak zorundayız... Çoğu zaman mutluluğumuzu yitirmek pahasına da olsa o rolün dışına çıkamayız. Çıkarsak hem kendi düzenimiz hem de toplumun düzeni bozulur."