Her şeyi kanun ve nizamına itaat ettiren hikmet-i âmme ve her şeyi süslendirip yüzünü güldüren inayet-i şâmile ve her şeyi sevindirip memnun eden rahmet-i vâsia ve zîhayat her şeyi beslendirip lezzetlendiren rızk-ı umumî-i iaşe ve her şeyi umum eşyaya münasebettar ve müstefid ve bir derece mâlik eden hayat ve ihya gibi kâinatın yüzünü güldüren, ışıklandıran bedihî hakikatler ve vahdanî fiiller; ziya güneşi gösterdiği gibi bir tek Zat-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzak, Hay ve Muhyî'yi bilbedahe gösteriyorlar.Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî
Abdullah bin Mesud (R.A), Peygamber (S.A.V) in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz, şeytanın da meleğin de insan kalbine birer yaklaşımları vardır: Şeytanın yaklaşımı, kötülüğü va'd etmek ve hakkı yalanlamak içindir. Meleğin yaklaşımı, iyiliği va'detmek ve hakkı doğrulamak içindir. Bunu bulan (kalbinde duyan) kimse bilsin ki bu, Allah'tandır. Diğerini bulan kimse, şeytandan (Allah'a) sığınsın." Peygamber (S.A.V), böyle dedikten sonra şu ayeti okudu: "Şeytan sizi fakirlikle korkutarak cimriliği emreder."Furkan Tefsiri - 6 cilt takım
Her bir zerre, mebde-i hareketinde lisan-ı hal ile بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ der. Yani “Ben, Allah'ın namıyla, hesabıyla, ismiyle, izniyle, kuvvetiyle hareket ediyorum.”Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî
Kâinatın yüzünde serilmiş olan gayetle güzel ve sanatlı ve parlak ve süslü şu mevcudat; ışık güneşi bildirdiği gibi misilsiz manevî bir cemalin mehasinini bildirir ve nazirsiz, hafî bir hüsnün letaifini iş'ar ediyor.Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî