Dudağının kenarındaki o garip çizgi görünmüyordu. Çocuksuzluk çizgisi derdi ona halalar, eğer teyzem ona bir çocuk verebilseymiş o hüzünlü eğri, çenesine doğru inen o yamuk çizgi yukarı doğru kıvrılacak, gülümser bir baba ifadesine sahip olacakmış. Onların kocalarının yüzüne baktığımda o yukarı doğru çıkan mutluluk eğrisini göremedim hiç.
Sen masalları severdin, sonunda iyilerin kazanma garantisi vardı.
...
Biz de bir masala kapağı atabilsek mutlu olacaktık. Yani o zamanlar böyle ortak hayallerimiz vardı. Prenseslikten ziyade cesur şövalyeliği kendimize yakıştırırdık.