"Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.
Güneş parlar, ay sönerken.
Gökyüzü yanar, dünya dönerken.
Bir varmış, bir yokmuş.
Masalın yalanı mı olurmuş?
O yalan, bu yalan. İçimizdeki yılan.
Bu da mı yalan, derken...
Bulutlar ağlarken yıldızlar kayarmış.
Çocuklar koşar, anneler kovalarmış.
İki kral varmış. Biri tatlı, biri acıymış.
Bir tatlıyı bir acı, bir acıyı bir tatlı yemiş.
Bir yanlış bir doğru, bir doğru pir yanlışmış.
Bakalım bu masal nasılmış?"
Sadece çiçeklerden yapılmış tacı sulara gömülen gelinin başından kolayca ayrıldı, dalgaların üzerinde bir süre anlamsız ve tuhaf bir halde sürüklendi. Sonunda o da kayboldu, onunla birlikte ölümün dudaklarından kurtulmuş ve hatırlanmaya değer aşk gecesinin hatırası da sonsuzluğun içinde kaybolup gitti.
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yeni çiftin duygularına coşkuyla ortak oldular ve eski düğün geleneğini yerine getirdiklerinin farkında olmadan gençlere ölümden bir geceliğini ödünç aldıkları odaya kadar eşlik ettiler.
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu