El ele büyüttük sevgiyi
Birlikte öğrendik seninle
avcumuzda yüreği çarpan
kuşa sevgiyi
elele duyduk kumsalda denizin
milyon yılda yonttuğu
taşa sevgiyi
tırtılları tanıdık seninle baharda
tırtılken daha sevmeyi öğrendik
sevgiden üreyen kelebeği
toprağı evimiz gibi sevdik seninle
birlikte sevdik kuru toprakta
ev küren köstebeği
köstebeğinden toprağına taşına
tırtılından kelebeğine kuşuna
elele sevdik bu dünyayı
acısıyla sevinciyle sevdik
yazıyla kışıyla sevdik
köy-köy ülke-ülke
gökler gibi sardı dünyayı
yağmur gibi sızdı dünyaya
dünya kadar oldu sevgimiz
Onu özlüyorum...
Aslında onu hiç görmedim.
Yüz yüze gelmedim.
Ama onu tanıyorum.
Sesini cızırtılı bantlardan dinledim.
Hep siyah beyaz filmlerde gördüm yüzünü.
Çelik bakışlarını şiirlerde okudum.
Onu yaşıyorum.
Özlü sözlerini okudum köşe başlarında
Adını her sabah okul sıralarında andım.
Şimdi yıllar sonra
Onunla son yolculuğa çıkıyorum.
Bir kez daha...
Onun geçtiği yollardan geçiyorum.
Yollarda bıraktığı anıların izini sürüyorum.
Çektiği acıları ruhumda taşıyorum.
Onu arıyorum.
Bütün maddi, manevi varlığında bir göçüş hali seziyorduk. Atatürk, sonsuz ölüm ülkesinin eşiğinde idi. Onun bir dönülmez yolda bizden uzaklaştığını yana yakıla izliyorduk.