Bazen bırakırsın bir koltuğun köşesinde, bir dalganın köpüğünde, uzun bir yürüyüşün manzarasında, bir kuşun kanat çırpışında, bir bebeğin gıdısının kokusunda, minik bir kedinin sokuluşunda, bir köpeğin kaşı diye karnını açışında, bahar dalının çiçek açışında, yaprağın üzerinde kalakalmış bir yağmur damlasında, hızla akıp giden bir yol manzarasında, dolunayın sarısında…
Bıraktığını sandığın her an peşinde sürüklediğini unuturcasına her an bırakır aslında her an yeniden başlarsın.
Peki ya yüreğin? Yüreğin bırakıyor mu sahiden?
Bırakmak, bırakmaktan vazgeçtiğin gün yaşanır. İşte o gün yürekte ne bir sızı, ne bir damla göz yaşı kalır.