Yakınlık cesaret gerektirir, çünkü risk kaçınılmazdır. İlişkinin bize nasıl etki edeceğini daha baştan bilemeyiz. Kimyasal bir etkileşim gibi birimiz değişirse ikimiz de değişeceğiz. Kendimizi gerçekleştirirken gelişecek mi, yoksa yıkılacak mıyız? Emin olabildiğimiz tek şey, eğer kendimizi ilişkiye, iyisine kötüsüne, tüm varlığımızla bırakırsak bundan etkilenmeksizin çıkamayacağımızdır.
Zevk anlayışımız, konforumuz, hazlarımız hayatımızı yönlendiren temel saik haline gelivermiştir. Zevk ve hazzın olmadığı her anı kayıp telakki etmeye başlamış, onun yerine ikame edilecek bir hizmet ya da zahmeti rahmet olarak görmez olmuş, canımız her istediğini her zaman almak ve yapmak konusunda doymak bilmez hale gelmişizdir. O zaman mazallah ayetin takbih ettiği kişiye benzemez mi halimiz: “İstek ve arzularını ilah edineni gördün mü?”(Furkan,43)
Bil ki bu zamanlarda önüne bir masa kuruluyor; ruhunu saran, idrakini sarsan ve zihnine oturan tablolarla örülü o masa bir teşrih maşasıdır. Orada yatan başkası değil ancak sensin. Okuduğun kendi hikayen, şaşırdığın kendi gerçeğin, Özlem duyduğun kendi ufkundur.