Reading ilindeki Reading zindanında
Bir utanç çukuru vardır orada,
O çukurda bir adam yatar, biçare
Delik deşik olmuş, alevin dişleriyle
Sardılar onu yanan, kavrulan bir kefene
Ve bir isim bile yazmadılar kabrine.
Şimdi yatsın orada sessizce,
Ölüler dirilinceye dek mahşerde:
Lüzumu yok gözyaşı dökmenin,
Ya da beyhude serzenişlerin:
Bu adam sevdiğini öldürmüştü,
Ve bu yüzden de ölmüştü.
Ve herkes öldürür sevdiğini
Bunu böyle bilin,
Kimi hazin bir bakışla öldürür,
Kimi latif bir sözle,
Korkaklar öperek öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!
Biz ise ilerler gibiydik el yordamıyla,
Bataklığın o kirli karanlığında:
Dilimiz varmadı ne dua etmeye,
Ne de cefamızı hafifletmeye:
İçimizden bir parça kopmuştu,
Ve o kopan şeyin adı Umut’tu.
Dümdüz işler İnsanın zalim Adaleti,
Yolundan sapmaz bir an bile:
Zayıfı da keser, güçlüyü de,
Ölüm saçar yürüdükçe:
Ezer geçer tüm güçlüleri,
Soyunu satan o katilin demir ökçeleri!
Aşk ve Hayat güzel olduğu zaman,
Ne tatlı olur keman sesiyle dans etmesi:
Pek nazik ve nadir olur
Sazlarla, sözlerle dans etmesi:
Ama güzel olmaz hiçbir zaman
Titrek ayaklarla havada dans etmesi!
Ben ve tüm mustarip ruhlar ise
Avare döndük, bir diğer çemberde,
Boş verdik kendi kabahatimize,
Suçumuzun az mı, çok mu olduğuna,
Ve bakakaldık donuk bir hayretle
Yakında asacakları o adama.
Oysa çok garipti görmek
Hafif, şen adımlarını,
Ve çok garipti görmek
Güne efkârla dalışını,
Ve çok garipti düşünmek
Böyle yüklü bir borç taşıdığını.