Sevde

Bir geliş yaşamıştı Yesrib; öteleri beri getiren bir geliş. Herşeyi başkalaştıran, güzelleştiren bir geliş. Susamışların suya kavuştuğu, bendelerin efendiği karşıladığı... Sevgili gelince aşıkların dili tutuldu ve kendinden geçtiler. Yesrib, bir akşamüstü, şeyda aşıklar şehri oluverdi.
Reklam
"La ilahe illallah Muhammed Rasulullah" Bu kelimenin ardında kocaman tevekküller, teslimiyetler, sabırlar vardı. Ve bir de Ebu Bekir... Alicenap ve iyiliksever Ebu Bekir... Yüksek paha ödeyip işkencelerden köle satın almayı adet edinen Ebu Bekir... Öldü sanılıp bir kayanın altın da terk edilen kölelere Hayat sunan Ebu Bekir... Her zaman her bunalanın imdadına yetişen; ve mazlum köleleri satın alıp azat eden Ebu Bekir... Hiç şüphesiz onlara harcadığı parayla savaşçı köleler satın alsaydı güçlü bir ordusu olurdu ama o iman etmiş olanların gücüne talip çıkarak kazanılmış gönüllerordusu kurmayı tercih etti.
Gelgelelim. Ebu Leheb bir tane değildi. Hakikatin nuru karşısında Kureyş'in bütün karanlık adamları birer Ebu Leheb kesilmişti.
Evet, beklenen doğmuştu ve insanlar onu Habibulllah Muhammed diye çağıracaklardı. Ne güzel bir unvan, ne güzel bir isim!.. Ben elbette ona yine "gül" diyeceğim, Kainatın en güzel gülü; İbrahim'in müjdesi.
Hüzünlerin yumak yumak olduğu bir geceydi. Hiç çırpınmamış, hiç feryat etmemişti yavrucak. Mahzum onu yerin derinliklerine bırakıp üzerine kumları yığdığında da hiç kımıldamamımıştı nedense. Onun yerine ben çırpınmış, bağırmış, oradan oraya koşmuştum ama dağların ve taşların duyduğunu duymayan Kabe'nin efendileri benim sesimi de duymamışlardı. İlah diye diktikleri putlarına da, put kadar katı yüreklerinede lanetler olsundu.
Reklam