Günaydın,hayırlı sabahlar güzel insanlar..
"Her şeyin bugünkünden daha iyi olacağı bir dünya için, her şeyi bugün yaptığımızdan daha iyi yapmamız gerekmiyor mu?"
{gökhan özcan}
Kulun kemali pişmanlığındadır, çünkü kul olmak hiç tamam olmamaktır. Bu bize göredir. Arifler için kulluğun kemali benlikten eksile eksile hiç kalmamaktır.
“Kul olacaksan” dedi meczup, “yanacak yanacak kül olacaksın!”
{gökhan özcan
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. “Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği : “Bırak kendini, ko gitsin!” Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
{şems-i tebrizi-5.kural}
Büyük velilerden Bayezid-i Bestamî hazretleri. Bir gün tımarhanenin
önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü
görüyor:
-Ne yapıyorsun?
Hizmetçi:
-Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.
-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?
-Hastalığını söyle.
-Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum..
-Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum..
Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:
-Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.
Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:
-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi.
Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:
-Tevbe
kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı
ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında
pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... O zaman göreceksin senin
hastalığından eser kalmaz, dedi.
Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:
-Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.
{alıntı}