Psikologlar bir çocuğun kucaklanmadığı, öpülmediği sürece beslenmeye özlem duyduğu gerçeğinin gayet iyi farkındadır. Tıpkı bedenin yiyeceğe ihtiyaç duyması gibi ruh sevgiye ihtiyaç duyar. Çocuğun tüm fiziksel ihtiyaçlarını, tüm fiziksel konforunu sağlayabilirsin ama sarılmak eksikse çocuk bütünsel bir varlık olarak gelişmeyecektir. O derinde bir yerlerde üzgün, özen gösterilmemiş, göz ardı edilmiş, ihmal edilmiş olarak kalacaktır. Ona bakılmıştır ama ona annelik yapılmamıştır.
İnsan neredeyse, aynı bir devekuşu gibi düşünür. Devekuşu düşmanı göremezse düşmanın var olmadığını zanneder. Bu yüzden devekuşu düşmanla karşılaştığında basitçe gözlerini kapatır. Gözlerini kapatarak zanneder ki artık onu göremediği için düşman yoktur.
Güzel olmak iyidir. Güzel gibi görünmek çirkindir. Çekici olmak iyidir fakat çekici olmayı becermek çirkindir. Bunu becermek fırsatçılıktır. Ve insanlar doğal olarak güzeldir! Hiçbir makyaja gerek yoktur. Tüm makyajlar çirkindir. O seni daha çok ve daha çok çirkinleştirir. Güzellik basitliktedir, masumiyettedir, doğal olmaktadır, kendiliğindenliktedir.
Sözde mütevazı insanların yapıp durduğu şey budur. Onlar, "Ben en mütevazı insanım, ben senin ayağındaki kirim" derler. Fakat aslında söylemek istedikleri bu değildir. "Evet, öyle olduğunu biliyorum" deme. Aksi taktirde onlar seni asla affedemeyecektir. Onlar senin, "Sen gördüğüm en mütevazı insansın, gördüğüm en inançlı insansın" demeni bekliyor. O zaman onlar tatmin olacak, doyum hissedecek. Mütevazılığın ardında gizlenen şey egodur. Egoyu bu şekilde bırakamazsın.
Bir din adamı Nasrettin Hocaya "Tanrı seni çok Seviyor" dedi. "O beni nasıl sevsin? Beni tanımıyor bile" dedi.
Ve din adamı, "Bu yüzden seni sevebilir. Biz seni tanıyoruz. Biz seni sevemiyoruz; çok zor" dedi.