“Faşistler, halkımıza savaş ilan etti. Kaybedeceğimizi değil, kazanacağımızı düşünerek mücadele etmek zorundayız.”
“ Yaşamayı çok seviyorum. Ancak yaşamla ölüm arasında bir tercihte bulunmam gerekirse, Pasionaria’nın dediği gibi; Diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmek yeğdir.”
“Peki inanmak nasıl mümkün olacak? ” diye ısrarla sorguladı António
“ İnanmak emin olmak demek değildir. Birkaç gün önce bir yoldaşımın bana aktardığı sözleri anımsıyorum: “ Eğer yalnızca emin olduğumuz şeyler için savaşırsak, şu an yaşananların dışında başka bir şeyden emin olamayacağımıza göre bu durum hiçbir şey yapmamızı ve sömürü, baskı ve adaletsizliği sonsuza dek kabullenmemiz sonucunu doğurur.”
“Emin, korkunç bir sözcük,” dedi Rubio. “Eğer bir halk yalnızca kazanacağından emin olduğunda hak mücadelesine sen girişseydi, halklar bugüne dek hiç mücadele etmemiş olurlardı. Özgürlük, toplumsal haklar, sosyalist Ekim Devrimi, işçilerin ve halkların başka büyük muzaffer savaşımları zaferden emin olmasalar bile her koşulda ona inanmaları sayesinde mümkün olmuştur..”