Şevval Temur

Şevval Temur
@Sevvaltemur
Ağlamadan dillerim dolaşmadan yumruğum çözülmeden gecenin karşısında şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum. Şehre neden esmer ve dölek yüzümle döndüm dağlardan kar vakti tarlaları kımıldatan soluğum niyedir sarmalasın vites dişlilerini defneler, nakışlar yok alnımda neden. Ağlamadan etimin iğneli beşiklerde bıraktığı izlere aldırmadan o mavi korularda ve dibektaşlarında bırakıp sözlerimin kalıntılarını açıkça konuşmak istiyorum. Besbelli ki leşler koruyor şehrin bedenlerini göğsünün kafesinde yalnızca pasak biliyorsun korkutulmuş bir kızın yüreğinden fışkıran beyaz güvercinleri sabahın köründe kalkan tirenlerdeki nefret hergün aynı kalafat yerine çekilmenin nefreti bunları bütün bunları biliyorsun dağlardan dönüyorsun o sağır yamaçlardan çevik bacaklarını getiriyorsun, ne çiçek ne de ninni boz şayaktan poturun dağlarda ne güzeldi şehre varınca artık meşinler giymelisin
Alıntı
Reklam
“Temmuz çoktan bitti. Ağustos da bitecek.. Eylül'de ellerin üşüyecek, Isınmak için geleceksin. Biliyorum.. Eylül tam bu işe göredir, gel bağışlayalım birbirimizi..”
Edebiyat
“Sen bende yerine başka bir şey koymak istemediğim bir yara bırakıyorsun.”
Edebiyat
Bir kelebek ağrısıydı, vakit dardı, mevsim hicazdı Yetişmem gereken bir ölüm, kaçmam gereken bir hayat vardı.
Edebiyat
"Bazı ruhlar bazı ruhlara kâlu beladan aşinadır. Elest bezminde ruhum ruhuma sarıldı. Seni ev belleyişimi başka türlü açıklayamıyorum."
Edebiyat
Reklam