"Bu kadar zamandır beni neden üzdün o zaman?"
Adem bıkkın bir iç çekti. Genç kızın omuzlarını serbest bıraktı ve doğrulup ayağa kalktı. Şirin'e tepeden baktığında gülümsedi. "Çok miniciksin," dedi ve yanına oturup gözlerinin içine baktı.
"Sen geç geldiğinde ya da hiç gelmediğinde uyuz oluyorum. Ağzını burnunu kırasım geliyor. Fiyakayı bozdurmamak için de soramıyorum. Ve bu da seni görünce daha da çok öfkelenmeme yol açıyor." Adem, ona göz kırptı. "Anlaşılmayan bir şey?"
Ahh adem keske senn de kitabin olsaydi :)