Olabilecek her olasılık, bizim bilmediğimiz paralel bir kozmosta çoktan gerçekleşti bile. Burada her olası kesişim noktasında sonsuz sayıda dallara ayrılmış gerçekler ortaya çıkmakta.
Ya da olasılık da bir illüzyon, bilgisizliğimizin bir görüntüsü olabilir mi? Eğer süperdeterminizm denilen ve zamanın başlangıcından bu yana her olayın önceden nasıl olacağının belirlenmiş olması durumu gerçekse olasılık denen kavram da bir illüzyon olacaktır. Süperdeterminist bir evrende, ne kadar büyük veya küçük olursa olsun, ister başarısız olan antlaşmaların yıkıcı sonuçları, ister bir hapşırma eylemi, ister bir arının belli bir çiçeği tozlaması, isterse de sizin bu kitabı şu an okuyor olmanız, her olay, evrenin henüz bir misket kadar olduğu başlangıç anında uygun adım harekete geçmiştir.
Christiaan Huygens 1659 yılında film projeksiyon cihazını icat etti ve Ölümün Küçük Dansı isimli ilk animasyon filmini yaptı. Bu sanat şeklinin sahip olduğu potansiyeli birilerinin keşfedebilmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerekecekti.
Kozmos: Dünyada Akıllı Yaşam
Newton büyük bir öğrenme arzusuyla cesaretini topladı, eline tığ benzeri bir iğne aldı ve amansız bir kararlılıkla sol gözünün alt kısmına doğru batırdı. Newton çizimlerle dolu Optikler isimli defterine acılar içinde "göze baskı uygulama deneyi" diye yazdı. Deneyi ışığın çok olduğu bir ortamda yaptığı takdirde, gözleri kapalı bile olsa göz kapaklarından bir miktar ışığın içeri girip büyük ve geniş bir "blewish halkası" görüntüsü oluşturduğunu dikkatlice not etti.
Katlanmak zorunda olduğu acıyla karşılaştırınca önemsiz gibi görünse de bu tip basit ev deneyleri sayesinde gökkuşağının nasıl oluştuğunu ve beyaz ışığın içerisinde tam bir renk paletinin saklı olduğunu ilk defa açıklayan kişi Newton oldu.
1920'lerin sonlarında Kondratyuk'a Sovyetler Birliği tarafından bir tahıl asansörü yapma görevi verildi. SSCB'nin metal sıkıntısı yaşadığı bir dönem olmasından dolayı asansörü yaparken sadece tek bir çivi kullanabilecekti. Sonunda o kadar büyük bir şey ortaya çıktı ki ona "Mastadon" ismini verdiler. Fakat görevin tamamlanmasının ardından bu imkânsız başarıyı sabote ettiği gerekçesiyle gizli polis tarafından tutuklandı. Ancak bir devlet düşmanı böylesine büyük bir tahıl asansörünü yaparken tek bir çivi kullanacak kadar dikkatsiz olabilirdi!
Stalin'in Sovyetler Birliği'nin kâbus gibi mantığı işte böyleydi.