Bir kitaplık sadece kitapların değil, ruhun da aynasıdır. Her rafında başka bir yolculuk, her sayfasında başka bir pencere var. Kitaplar odanın duvarlarını güzelleştirdiği kadar insanın içini de aydınlatıyor. Bir köşede Anna Karenina’nın hüzünlü bakışı, diğer köşede Şeker Portakalı’nın masum gülüşü var. Kimi zaman Zweig’ın derin korkularıyla yüzleşiyorum, kimi zaman Jack London’un Martin Eden’inde umutla hayal kırıklığı arasında gidip geliyorum. Bu kitaplık sadece ahşap ve raflardan ibaret değil; içinde onlarca hayat, yüzlerce duygu saklı. Ve insan, okudukça kendi hikâyesinin de bir parçasını buluyor.