Şehnaz Altun Keleş

Şehnaz Altun Keleş
@Shenaz
Üç Devlet- Üç Kadın- Üç Halk: İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth, Fransa Ana Kraliçesi Catherine de Medicis, Osmanlı İmparatoru'nun Validesi Safiye Sultan ve bunların tahakkümünde ki üç farklı halk: İngilizler, Fransızlar, Osmanlılar. İşte 16. yüzyılda garip bir tesadüf olsa gerek üç devletin başında da, yönetimde de üç farklı kadın bulunmakta idi. Bunlar belki farklı ülkelerin, farklı kültürlerin kadınları ya da kadın yöneticileri idi. Ancak ortak yanları da vardı: Üçü de iktidarı seviyordu, üçünün de içerisinde tutkulu bir iktidar hırsı yatıyordu, üçünün de otoritesi ve gücü tartışılamayacak boyutta idi. İngiltere; İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth'in tahakkümünde, Fransa; Ana Kraliçe Catherine de Medicis'in egemenliğinde, Osmanlı gibi dönemin muhteşem imparatorluğu Valide Safiye Sultan'ın hükümranlığı ile yönetiliyordu. Bu üç kadından I. Elizabeth iradesinin yarattığı zulümle, Catherine de Medicis din maskesi altında sarayda yürüttüğü kanlı entrikalarla, Valide Safiye Sultan ise, Harem üzerinde kurduğu büyük otorite ve güçlü siyasi ihtirası ile tanınmıştı. Hepsinin kendilerini güçlü kılan politikaları vardı. Elizabeth siyaseti, Catherine de Medicis mezhebi, Safiye Valide'de annelik duygusunu kullanmıştı. Yani birincisi bir kraliçe, ikincisi bir itiras sahibi, üçüncüsü ise bir anne idi. Hiç biri düşmanlarına acımamıştır. Elizabeth taraftarları ile Kraliçenin kafasını kestirmiş, Catherine de Medicis mezhep taraftarlarını saf dışı etmek için milletin bir bölümünün öldürülmesi olayına karışmış, Safiye Valide'de tahtı herhangi bir rakipten korumak amacı ile Padişah III. Mehmet'e on dokuz erkek kardeşini ve oğlu Mahmut'u boğdurtmuştu. 16. yüzyıl adeta dünyada bir "Kadınlar İmparatorluğu" dönemiydi.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kösem Sultan'ın Osmanlı Veraset Sistemine Müdahalesi: Kösem Sultan kocası Sultan I. Ahmet'in ölümünün (22 Kasım 1617'de tifüsten ölmüştü) ardından büyük bir endişeye kapıldı. Osmanlı geleneğine ve kanununa göre ölen padişahın oğlu, tahta geçerdi. Evet, bu Kösem Sultan için bir sorun teşkil etmiyordu. Ancak, Kösem Sultan'ın oğulları IV. Murat, İbrahim ve Kasım henüz küçük yaşta idiler ve Kanuni'den sonraki padişahlar en büyük oğlu tahta geçirme gibi bir tutum takınmışlar ve bunu bir usul haline getirmişlerdi. Tüm bu nedenlerden dolayı Kösem Sultan, şu düşünceye kapılmıştı: I. Ahmet'in oğulları arasında en büyük olan Mahfiruz Sultan'dan olma Şehzade Osman (14 yaşında) tahta geçecek ve Kösem Sultan'dan olma diğer şehzade kardeşlerini katledecekti. Ayrıca Şehzade Osman ile birlikte annesi Mahfiruz Sultan'da kariyerinin en üst noktasına gelecek ve iktidarını sürdürecekti.Mahpeyker önemli bir rakibesi olan ancak, kendisi gibi iktidar hırsı ile yanmayan Mahfiruz'u nasıl saf dışı bırakabilirdi? Bütün bunları kafasında tasavvur eden Mahpeyker Sultan, akli zayıflığı ile bilinen Sultan I. Ahmet'in kardeşi Şehzade Mustafa'yı tahta geçirterek, Osmanlı veraset usulünde "Ekber ve Erşed" sistemini ortaya koyarak köklü bir değişim oluşturacak, böylece amacına ulaşacaktı.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Sultan Osman'ın Geleneklere Aykırı Tutumu: Daha öncede belirtildiği gibi Osmanlı Devleti'nin ilk yıllarında padişahlar büyük hanedanlarıa mensup kızlarla evlenmişlerdi. Fakat daha sonraları Avusturya ve Rusya gibi ülkelerin sarışın ve endamlı güzelleri ile evlenmeye (birkaç istisnai durum dışında nikâhlanmak adet değildi. Cariyeler ile karı koca hayatı yaşanırdı.) başlamışlardı. Böylece bunlar arasında sivrilenler hasekiliğe ve valide sultanlığa kadar yükselebilmişlerdi. Ancak Sultan II. Osman bu âdeti terk etti ve devlet adamlarının kızları ile evlenmeye başladı. Sultan Osman birer ay arayla Pertev Paşa'nın kızıyla ve Şeyhülislam Esad Efendi'nin kızı Atile Hanım ile evlendi. Sultan II. Osman'ın neden cariyelerle değil de bir devlet adamının kızı ile evlendiği sorusuna şu şekilde bir cevap ortaya konabilir: Genç Osman oldukça iyi bir tahsil görmüş ve bu tahsili sırasında ayrıntılı bir "Osmanlı Tarihi" okumuştu. Ayrıca diğer şehzadeler gibi o da saray içerisinde yaşamıştı ve saray içinde gerçekleşen veya kurgulanan entrikaları bilmekte veya duymakta idi. İlk Osmanlı padişahların evlilikleri daha önce de belirtildiği gibi cariyelik usulü ile değil de genelde hanedanlar arası evlilik ve Türk Beylikleri ile olan evlilik ilişkileri neticesinde, siyasi evliliğe dayanıyordu. İlk dönem kadınlarına bakıldığında ise, birkaç istisna dışında devlet işlerine müdahale eden kadın imajı görülmemektedir. Ancak Fatih Sultan Mehmet ve sonrasında Kanuni ile yoğunlaşan cariyelik usulü ile Kanuni dönemi de dahil devlet işlerine kadın müdahaleleri görülmüştür. İşte tüm bu nedenler, kendisini devletin bekası ve düzelimi için adayan Sultan II. Osman'ın, devlet işlerine müdahale edebilecek ve entrikalarla düzeni bozabilecek bir kadın imajının ortaya çıkmaması için hanımını, cariyeler arasından
Sayfa 138·Kitabı okudu
Turhan Valide Sultan'ın ölümü ile "Kadınlar Saltanatı", IV. Mehmet'in iktidardan devrilmesi ile de "Kadın Tahakkümüne Giren Padişahlar" dönemi sona ermişti.
Sayfa 205·Kitabı okudu
Osmanlı nüfuzlu saray kadınlarının (valide-haseki ve kadın sultanlar) ortaya koymuş olduğu hayır anıtları yani hayratlar ve zorda olanlara yardımlar şunu göstermektedir ki, siyasi olaylara karışsalar da, devlet için bazen sorun oluşturtursalar da, harem içerisinden dış dünyaya hâkim olsalar ya da olmaya çalışsalar da onların sadece bu olumsuz yönleri ile eleştirilmeleri ve olumlu ve yapıcı faaliyetlerinin ortaya konularak belirtilmemesi tarihi nesnellikten çıkartmakta ve öznellik kılıfı içerisine sokmaktadır.
Sayfa 210·Kitabı okudu