Gitmek için ayağa kalktığında, kendini dinlediği zamanlarda çektiği acı dalgalarını dizginleyecek dalgakıranın, yoluna devam etmek olduğunu düşünüyordu.
Hukuk yazılıydı ve akla dayanıyordu. Ancak vicdanını kaybeden akıl, benliğinden kopuyor, kendiyle sözleşme yapmaya çalışan tüccara dönüyordu. Hayat ise her verişten bir alış bekleyen bir çeteleye...
Lider; saygıdır, hürmettir, mürşittir ama iş yolcudadır. Sen yola bile çıkmaz, oturduğun yerde talimat beklersen Halil'in kucağına düşersin. Hem akıllı olacaksın, hem vicdanlı. Mevlana boşuna, "Sen istediğin kadar zengin anlat, karşındaki kabı kadar alacaktır", dememiş.
Hepimiz kendi nefsimizden sorumluyuz. Hacda üç şeytanı taşlarız. İlkin firavunluk makamını taşlarız; o despotluktur, egodur. Hüküm ancak Allah' ındır. İkinci olarak Karun makamını taşlarız; o servete, zenginliğe tapmaktır. Mülk ancak Allah' ındır. Ve üçüncü olarak Belam makamını taşlarız; o dini istismardır. Bu üçünden en kötüsü de iktidara tapmaktır. Serveti de onun için istersin. Lakin gücü başkasının üstünden arayan güçsüzleşir. Zenginliğin yükü ağırdır, hesabı daha zor verilir. İnsan feragat etmeyi öğrenmeli. Ama önce tövbe edeceksin. Tövbe ise önce niyet, sonra pişmanlık ister.