Sherai

Sherai
@Sherai
Değişmeyen içimizdeki esnaflar...
Eskide yaşayan insanların arasındaki bir sohbete tanıklık etmenin merakı eminim hepimizin içinde bir kez olsun uyanmıştır. Acaba ne konuşuyorlardı, değil mi? Neyse ki milattan önce 2000 yılları civarındaki antik bir mezarlıktan çıkarılan bir frizin üzerindeki hiyerogliflerden, fırıncılar arasında geçen küçük bir sohbete tanıklık edebiliyoruz. Ve aralarından biri o kadim satırları söylüyor: "...Çok çalışıyorum. Beni bir an için rahat bırakmıyorsunuz. Yakacak odunlar da yaş..." Değişmeyen şikayet kültürümüz, insan dilinin icadından önceye bile dayanıyor olabilir. Ah keşke eskide yaşasaydım diyerek günümüz çokluğundan ve karmaşasından kaçmak isterken, atalarımız da o yokluktan bugünkü berekete doğru hayaller kuruyordu. Bulunduğu konumdan hiçbir zaman memnun olmayan, işin yaş kısmına odaklanmak konusunda usta zihinlerimiz, ona yön vermediğimiz müddetçe asla mutluluğu yaşayabileceği bugüne sahip olamayacak sanırım.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hüzün şehri
"Hüzünlerimiz evimiz olsun Gözlerimiz evimizin penceresi Bedenlerimiz birer kor Ve ruhlarımız bir Sarılalım yine Dünya yokmuşçasına cennette kalalım En anlamsız eylemlerimizde yine değerli anlar yaratalım Konuşalım,susalım, gülelim, ağlayalım Hiçbirinde bir başkası hizsetmeyelim Sevip sevişelim"
"Ben sana durumu anlatayım mı? Düşüncelerimin ağırlığı altında eziliyorum. Çok fazla sahipliğimden vazgeçtim şimdi ise aidiyet sorunu çekiyorum. Kendimle kalırken bile bir bütünü doldurmadığımın farkındayım. Farklı bir arayış zihnimin en ücra köşelerinde sürekli koşuşturuyor. Ve beni yoruyor. Gözlerim önündekini görmekte güçlük çekiyor, hep ardına bakıyor. Dalıyorum ama nereye? Ben de bilmiyorum. Dalgıcı olduğum fikirler içi kof hissettiriyor. Birden açık olan gözümü açıyorum. Sonra odamdaki nesnelere bakıyorum, kendime bakıyorum. Yine o eksiklik buralarda da var. Bilgisayarın başında kendimin kaçışı olan en ağır yazıları okuyorum. Saatler geçiyor sonra içim başka bir şey istiyor. "Başka" ne bilmiyorum."
Anka aşk
"Güneşten tırpanlar, denizden tarlalara vurduğunda Bizden tohumlar, aşka kadem bastığında Filizlenirse ölü bir ağaç şayet Diriltmek kudreti binbir toprağı aşar Bağlara, dağlara sığamaz da Sığar göğsün ovasındaki Bengi su akan nehirlerinden ufacık kalbin."
Fikir çöplüğü
"Fikirlerin üst üste biriktiği bu kir yığını zihnimde kümeleniyor. Yük edip ağrı ediyor. Ne doktorlar, ne şifacılar çözüm değil bu paklanmaz pas yuvasına. Her düşünceyle daha da kirlenecektir insan beyni, bu böyledir. Ve çok düşünen yürüdüğü yolu elbet eskitecektir."