İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak, bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın “Nasıl görünüyorum?” sorusundan , “Nasıl görüyorum?” aşamasına geçmesiydi.
Ne garip hal! İnsan dünyaya hangi bakış açısından bakarsa dünyayı o bakış açısının gerektirdiği bir şekilde görür.
Keder ve ümitsizliğin son noktasında olan insan da dünyaya baktıkça, âlemi de kendisi gibi kan ağlıyor zanneder.