Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap okumamıştım Karanlığın Şahidesi, 1800’lerin İstanbul’unda geçen ve bir yandan cinler âlemine, bir yandan da şehrin karanlık sokaklarına savrulan Periveş’in hikâyesini anlatıyor.
Periveş, inanılmaz güçlü bir kadın. Yaşadığı her zorluğu dimdik karşılıyor. Öyle şeyler yaşadı ki, yer yer boğazım düğümlendi, sayfaları çevirmekte zorlandım. Ama bu hikâyede beni en çok ürküten şey cinler değildi. Yeniçeriler, zorbalar, mahalle arası kopuklardı…
O dönemin İstanbul’u öyle tehlikeli ki, her köşe başı başka bir kabus. En çok da sanırım insanların karanlık tarafıyla yüzleşmek ve bu dünyanın ne kadınlar ne de çocuklar için hiçbir zaman tam anlamıyla güvenli olmadığını fark etmek sarstı beni. Son kısmın biraz hızlı toparlanıp çabuk bittiğini düşünsem bile yazarın diğer kitaplarını okumak için çok heyecanlıyım! Tarih ve korku türünü seviyorsanız kesinlikle bir şans verin derim ben