“Her şeyi ama her şeyi unutsak.
Bu tarihin ve coğrafyanın ürettiği her bir kelimeyi, duyguyu, olayı, anıyı, hayali, umudu, isyanı unutsak.
Sonra bir Neşet Ertaş türküsü dinlesek.
Yalnızca bir tane Neşet türküsü dinlesek.
Unuttuğumuz her şeyi yeniden hatırlayabiliriz.
Hatırlayabiliriz evet.”
“Dijital fotoğraf makinelerinin icat edilmediği yıllardan söz ediyorum. O vakitler objektifin önünde çok kıymetli insanlar yoksa, çok önemli anlar yoksa düğmesine basılmazdı. Fotoğraf çekmenin değerli olduğu zamanlardı.
…
Eşyayla dost olabildiğimiz, oturup dertleştiğimiz, gönlünü aldığımız, hatır gözettiğimiz zamanlardan söz ediyorum.
Eşyanın ruhunu görebildiğimiz zamanlar…”