Erkeklere, erkeklere, en çok onlara, bu kendilerini, sonra yine kendilerini sevenlere kızgınlığım. İki düğmeli, tek düğmeli, üç düğmeli ceketleriyle duyarsızlar ordusu yığın yığın geçiyorlar. Ceketsiz, kravatsızlarda biraz olsun umudum vardı, oysa tek dolaşmıyor onlar - güçsüzler.
Kadını bir yaşam emekçisi olarak görür, Sevgi Soysal... Öyküsündeki anlatıcı kadın, güdüsel davranan, sistemsiz ve ideolojisiz bir kadın değildir. Böyle söylersek histerik bir kadın edebiyatından söz etmiş oluruz. Kaldı ki edebiyattaki kadın figürü, bir aşk ilişkisinin nesnesi, bir toplumun edilgen ezileni olmadığı sürece çoğu zaman histerik değil midir? (!)
Yeraltı ağaçtan yontulmuş masif adamların yaşadığı yerdir, orda hiçbir şey değişmez. yerüstüyse, ancak, tek düze yaşayışlar yok olacağı, düşünsel çoğulluğu düzleyen unsurlar dağılacağı, eviçleri yerle bir olacağı zaman özgürleşecektir. Yerçekimiyle varlığı pekişen bütün kurumlar, kurallar, kemikleşmiş yaşantılar "toz çiçekleri" gibi savrulduğunda dünya güzelleşecektir