Serra Güneş

Serra Güneş
@Sierra_
4 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Aslında özel yazışmalarında arkadaşlarına belirttiğine göre Newton'un kafasına zaten bir elma düşmemiştir. Leibniz ile arasında olan integral ve differansiyel hesap tekniklerini "ben önce buldum, sen sonra buldun" kavgasında öne çıkabilmek için bu elma masalını Newton kendisi uydurmuştur. Kepler'in çalışmaları nedeniyle zaten bilim dünyası gezegenlerin birbirlerini çekmesi gerekip gerekmediği gibi konuları konuşmakta idi. Hatta gezegenlerin hareketlerinin çok kısa zaman aralıkları için incelenmesi gerektiği tartışılmaya başlanmıştı. Newton'un hocası da bir mektubunda Newton'a bu hesaplara bakmasını salık verir. Zaten aynı hesapları Leibniz'in de yapmış olması ortamın hazır olduğunun bir başka delilidir. Kısacası Newton hiçten var olmamıştır. Hele hele bir ağacın altında tembel tembel otururken kafasına düşen bir elmayla birden kalkıp işler becermemiştir.
Reklam
İnsanlar yüzlerce yıldır beraber oldukları çakıl taşlarını atarken "Hiç olmazsa ismini tutalım." dediler ve Newton ve Leibniz'in geliştirdiği bu hesap tekniğine Latince "çakıl taşı” anlamında "calculus" dendi. Türkçede de biz bu hesap tekniğine "yüksek matematik" ya da "analiz" diyoruz.
Doğanın içinde bir "uyum" var, matematikle yazılmış ve de matematik düşünülerek algılanabilen bir koca "uyum". Matematikçi sık sık kendisini zaman ve mekândan bağımsız olarak bir sürü dostla birlikte bu "uyumu" incelerken bulur. Binlerce yıl önce Öklit asal sayıların sonsuz olacağını, hiçbir zaman bitmeyeceğini gösteren bir ispat vermiş. Ve bugün okullarda asal sayıların sonsuz olduğunu göstermek için kullandığımız ispat iki bin küsür yıl önce Öklit'in verdiği ispattır.
Matematikçiler arasında bu bir espri konusudur: "Meşhur olmak istiyorsanız şarkıcı değil, matematikçi olmanız gerek." denir. Çünkü matematikte doğrular vardır. Ölümsüz doğrular vardır. Ve insanları matematiğe çeken şey de bu ölümsüz doğruların içinde estetik bir güzellik olduğudur. Bir şey sadece doğru ve gerçek değildir, olağanüstü bir güzelliği vardır.
Güncel kaygılarıyla koşuşturan insanlar. Bu alışveriş merkezleri 50 yıl sonra neye benzeyecek acaba? 100 yıl sonra ne bu insanlar olacak ne de bu binalar. Hele bu vitrinlerde satılan malların hepsi çöplüklerde çürümekte olacak. 100 yıl önceyse bu insanların bir teki bile doğmamıştı. Bu binalar, vitrindeki bu mallar yoktu. 2000 yıl önceki agoralar ve onların müdavimlerinden de geriye bir şey kalmamış. Bu mallar, bu vitrinler, insanlardaki bu kısa vadeli hırslar silinip gidecek. Oysa ne büyük bir ayrıcalıktır insanlığın hatıra defterine yazılmak ve bir daha hiç silinmemek.Binlerce yıl öncesinden binlerce yıl sonrasına uzanan bir macerada yer almak ve hiç unutulmamak. Galiba ölümsüz olmanın, gerçekten ölümsüz olmanın en sağlam ve en eğlenceli yolu matematik yapmak...
Reklam