Psikoterapi esnasında, kendini boşlukta hisseden insanlar çoğu zaman eksikliğini duydukları şeylerin doğaya verdikleri tepkide gizli olduğunun farkındadırlar. Büyük bir üzüntüyle, başka insanlar gün batımından etkilendiği halde kendilerinin hiçbir şey hissetmediklerini anlatırlar.
Öfkeli birisinin suratında göreceğiniz gülüş, 'intikam gülüşü' dür. Bana sorarsanız, 'intikam gülüşü' denilen şey, Hitler’in gülümsediği iddia edilen fotoğraflarındaki o sinir bozucu yüz ifadesidir. Onda kendi varlığını zenginleştirmeye yönelik yeni bir adım atmış birey havası değil, başkalarının benliklerini ezip geçmiş bir insan havası vardır.
Mizah anlayışının temel görevi benlik duygusunu muhafaza etmektir. Onun sayesinde salt insanlara mahsus bir yetenekle en zor durumlarda bile kendimizi ayakta tutabiliriz.
Rahatsızlıklarımızın kökeninde yatan başka bir etken, insan olmanın onurunu ve kıymetini duyumsamayı neredeyse unutmuş olmamızdır. Nietzsche insanın giderek bir sürü içerisinde kaybolup gittiğini söylediğinde de kastettiği gerçek budur. Nietzsche buna 'köle ahlakı' der. Aynı sonucu Marx da görmüş; Kafka da insanı dehşete düşüren hikayelerinde hep insan kimliğini kaybeden bireyleri işlemiştir.