"Lefkoşa dünyanın gel örgütlerle bölünmüş tek başkenti.
Böyle tarih edilince neredeyse iyi bir şeymiş gibi geliyordu kulağa; özel, hatta benzersiz bir yan, bir nevi yerçekimine kafa tutma hissi, tıpkı baş aşağı çevrilmiş bir kum saatinin içinde göğe doğru hareket eden o tek kum tanesi gibi. Oysa gerçekte bir istisna değildi Lefkoşa, ayrılmış mekanlar ve ayrıştırılmış toplumlar listesinde yer alan çoktan tarihin karanlık kuyusuna atılmış ve henüz sırası gelmemiş bütün isimlere eklenmiş bir diğer isimdi sadece. Ama işte an itibariyle sıra dışıydı durumu. Avrupa'nın son bölünmüş şehri.
Benim memleketim."