Bir çiçeğin estetik görüntüsünü seversiniz, onun güzelliğiyle en aşk dolu hülyalara kendinizi kaptırırsınız. Kendinizi kaptırdığınız o yolda sanki onu hiç üzmeyecekmiş gibi ilerlersiniz adım adım. İlerlersiniz adım adım, bir çiçeğin ölümüne. Siz nefes aldıkça, güneş size açtıkça, siz güzel kokular işittikçe onun nefesi kesilir, göremez, çirkinleşir. Hisleri bile çirkinleşir ki bütün güzellikleri unutuverir. Öyle kaptırmışsınızdır ki o çiçek beyaz iken mor oluverir. Morlaşmış bir çiçek gülebilir mi? Zaten ondan çaldığınız güneşle, nefesle beslenmişsinizdir. Siz yaşamın derin tadına varıyorken, çiçek ise aldığınız her nefes ile ölüyordur.