"Bana en büyük korkum sorulduğunda; 'düzenimin bozulması' demiştim. Yaşım itibariyle biraz absürt bir cevap olsa gerek ki anlaşılmaz bakışların ablukasında kaldım. O yaşa ait değildi o kelimeler; fark edemedim. Yanlış konuştum sandım, yanlış kelimelerle ifade ettim sandım, sorun bende sandım.
Deseydim ki: 'Başka bir normalliğe aralanan günün sabahı beni her şeyden, her var’dan, her yok’tan korkutuyor...' Deseydim eğer, aynı bakışlarla sınanır mıydım? Bence sınanırdım. Çünkü yanlış kişilere söylenen her bir kelime, o yabani absürtlüğü kabul etmeye mahkum.
Korkuma gelirsek eğer; hâlâ en büyük korkum olmaya devam etmekte. Çünkü o çaresizliğin ezici ağırlığı hâlâ nefesimde: Başka bir normalliğe aralanan günün sabahı..."