İnsan, asla yapmayacağını sandığı şeylerle, bir gün onları yapabileceğini bilmeden yaşar. Öyle yaparız. Kimseyi öldüremeyeceğimize inanır, sonra gidip öldürürüz. Kimseyi kıracak biri olmadığımızı söyler, can kırıkları üzerinde yürürüz. Ayaklarımız kanadığında o kırıkları yolumuza başkalarının koyduğunu söyler, kendimizi koruruz. Ayaklarımız halimize güler; biz, ayaklarımızın haline bakar, ağlarız. Bir katili kan tutması gibi.
Üstelik hayattaki en büyük tutkum sözcükler değil. Ki bunu en iyi sen biliyorsun. Yani asıl tutkumun ne olduğunu. Biliyor musun? Bizim seninle bundan söz edecek kadar vaktimiz olmuş muydu?
Övülmeye değer olan her şeyde kusursuzluk özelliği aramak insanın algılarına ihanet, duygularına ise hakarettir Dora. Ve insan bunu kendine, yanlızca ona öğretilmiş olanlarla yapar.