Bu araba yavaş yavaş kayşa uçurumun ucuna doğru, bayır aşağı, git gide hızlanarak inse ve denize yuvarlansa. Dört bir yanımızda köpürürken sular, mezgitler, kofanalar göz kırpsalar bana. Denizin derinliklerine doğru süzüle süzüle gitsek. Deniz kızlarının masallarda yaşadığı o diyarı bulsak. Arabanın camından süzülüp, hiçbir deniz kızının anne, çocuk, abla ya da kardeş olamayacağı bir masalda, denize sadece bir ‘kız’ olarak gelivermiş, balık kuyruklu, çıplak göğüslü, uzun saçlı yaratıkların arasına karışsam!
Tanrım, ne manasız ve ne uzun bir adam. Kendi ülkemin orta boylu, tıknaz, kıçı yere yakın ve kadınlara hizmeti zül sayan esmer erkeklerine müthiş bir hasret duyuyorum birden.