Yitiksevdam

Yitiksevdam
@Sinan3065
.........ALINTI............. Duygu ile okudum ve derinden etkilendim Kapı çaldı. Bir çocuk bir su bardağı uzattı. İftara bir saat kadar vardı. Abla dedi, annem çorbaya koyacakmış bir bardak pirinç istedi. Tamam dedim, ama merak ettim. Sen kimin kızısın bakayım diye soruverdim. Üç ev aşağıda birileri taşınmıştı en alt kata. Orayı tarif etti. Pirinci verince de utandı sanki çekip hemen gitti. Ertesi gün aynı saatte aynı kız yine geldi. Aynı bardak aynı şeyleri söyledi. Para istese ya da koca bir tas ile gelse dilenci diyeceğim. Beni kandırıyor diye düşüneceğim . Ama bardak aynı, istenilen pirinç aynı. Verdim ama bu sefer bende seninle geleceğim dedim. Sokağa çıkmak da yasak bir an önce kimse görmeden varsak. Vardık vardık. Müsade isteyip evine girdim. Eskiden de bilirdim. Çocukken de girmiştim. Bir sofra vardı yerde. Etrafında iki çocuk daha beklemekde. Oturmuşlar sadece turşu koymuşlar. Dört de kaşık var. Korku ile bana garip garip bakıyorlar. Annesi çıktı mutfaktan geldi yanıma. Zaten 1+1 olan evde oturacak tek yerde sofra. Hoş geldin abla dedi. Pirinç için teşekkür etti. Çocuklar siz oturun dedim annelerinden dışarı kadar gelmesini istedim. Hayırdır abla bu ne haldir? İki gündür bana gelip senin kız pirinç alıyor. Ama hep bir bardak, sonra gidiyor koşarak. Dedi ki: " Kardeşim. Belki bilirsin geçen ay geldik biz bu eve. Diğer evden çıkardılar eşim vefat edince. Bende ucuz diye burayı tuttum elde avuçta olan ile. Ama bu hastalık gelince, lokantadaki patronda hadi bakalım eve deyince, cebimde ki para da bitince kaldık işte ortada böylece. İlk akşam ev sahibine, sonra yandakine, olmadı diğer taraftakine vardık. Bir bardak pirinç için yalvardık. Yokmuş onlarda da. Verirlerdi sanırım olsa. Sonra size yolladım kızımı. Siz verince de içine katıp çorba yaptım salçalı.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun” der Gorki İzahını Sartre yapar; “Uyursan gece biter, uyuyamazsan sen." Son noktayı Freud koyar: “Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamaksa yakalanmak."
1000Kitap
"Bir gün bahçede tek başıma oyun oynarken ağaçtaki olgunlaşan dutları gördüm. Hemen ağaca çıkıp yemeye başladım. O kadar çok yedim ki yemekten yorgun düştüm. Ağaçtan inip gölgesine uzandım, uyudum. Sonra birden ablamın çığlıgı ile uyandım. Beni yerde ağzım burnum kıpkımızı bir halde görünce ağaçtan düştüm sanmış. Yanıma gelip bakınca kan olmadığını, karadut lekesi olduğunu anladı. Bu seferde üstümü başımı kirlettiğim için ağlamaya başladı. Bilirsin karadut lekesi de hiç kolay çıkmaz. Annemle babam işten gelip beni o halde görseler kendisine kızacaklar. Sonra babaannem bahçeye gelip “Ne oldu Nergis?” dedi. Ablam, “Baksana babaanne, bütün üstünü kirletmiş, annem kızacak bana.” Babaannem, “Hadi ağlama, şimdi çıkartırım ben onları” dedi. Sonra karadut ağacının yanına gidip birkaç dut yaprağı kopardı, avcunun içinde parmaklarıyla ezdi, köpürttü. Elimi yüzümü dut yaprakları ile ovalamaya başladı. "Neden?" diye sordu Verda. Çünkü karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış. Babaannem: "İnsan da aynı bu ağaç gibidir" demişti o gün bize. "Yarasına ilacı başka yerde arayan her zaman yanılır. Her yaranın merhemi kendi dalındadır.“
1000Kitap
Saçınızda üç beş beyaz görüp de alaycı bakışla yaşlandığınızı söylemeyen, Kilonuzla dalga geçmeyen adamları sevin. Kemerli burnunuzu, kalınlaşan belinizi dert etmeyen adamlardan bahsediyorum. Böyle adamlar şekilciliğin dünyevi boyutundan çıkmış, Ruhani doyumun olgunluğuna ulaşmış adamlardır. Ne güzeldir bu adamlarla yaşlanmak ve ne kadar şanslıdır onlara rastlayan kadınlar....
1000Kitap
Kıssadan hisse. (Dert anlatma tecrübesi) . Kars’ta yerel televizyon muhabiri sokağa çıkar ve yaşlı bir amcaya mikrofonu uzatarak sorar; + Nasılsın dayı ey misen? - Şükür oğul, canı taşirem eyiyem, çoh eyiyem. + Halin, keyfin sağlığında eyi midir? - Eydir he, çoh eydir. + Şeherdeni, hizmetlerden memnun musan? - Nası söz! + Validen, kaymakamdan, belediye başkanından? - Heç ela olar? Bizin ağzımız dövlete ne diyebilir. + Yani memnunsun? - Allah dövlete, millete kaymakam bege, belediye reisina zeval vermesin. -+Memnunsan - He memnunam, Allah zeval vermasun. Amma benim derdim başkadır. + Allahına gurban dayı, söyle nedir? - 90 sene evvel buraya Ruslar girdi ya? + He girdi. - Aha bu belediye binalarını, mektepleri, çeşmeleri, yolları , kaldırımları, istasyon binasını Ruslar yaptı ya? + Ruslar yaptı he mi dayı bunları? - He… Heç benim dövletime, hukumetume, milletime lafım olur mu? Aha ben bu Rusların ...(biiip).... Doksan sene evvel bu kaldırımları, bu yolları, bu binaları yapıp gettilar. Bir gün olsun bi Kars’a gedeh, yollar bozuldu mu, kanallar tıkandı mı demadilar… insan bi gelir da bakar buralara. Heç beyla olar mı? . Heç yani dimi ama.
1000Kitap