Ali bin Ebî Tâlib (radıyallahü anh) ‘‘Ne kadar da yürek soğutucudur’’ (hayırlı bir iştir!) sözlerini üç defa tekrarlardı.
Çevresinde bulunanlar: Neden söz ediyorsunuz ey mü’minlerin emiri? diye sorunca
Ali bin Ebî Tâlib şu cevabı verdi: Kişiye bilmediği birşey hakkında soru sorulur da o da doğrusunu en iyi bilen Allah'tır, diye cevap vermesi.
Mâlik b. Enes de (rahimehullah) der ki: İbn Hürmüz'ü şöyle derken dinledim:
İlim adamı olan bir kimsenin kendisi ile birlikte oturup kalkanlara kendisinden sonra "bilmiyorum" demeyi miras bırakması gerekir ki bu, onların önünde asıl bir kaide olarak kalsın.
Onlardan herhangi birisine bilmediği şey hakkında sorulacak olursa o da; bilmiyorum, desin.
el-Heysem b. Cemil der ki: Ben Mâlik b. Enes'e kırk sekiz mesele hakkında soru sorulduğuna ve bunların otuz iki tanesi hakkında; bilmiyorum diye cevap verdiğine şahit oldum.
Derim ki: Ashab-ı kiram'dan tabiinden ve müslümanların fakihlerinden buna benzer rivâyetler pek çoktur. Bunun aksi davranışlara iten ancak riyaset sevdası ve ilimde insaf sahibi olmamaktır.
İbn Abdi’l-Berr der ki: İlmin bereketinden ve adabından birisi de ilimde insaf sahibi olmaktır.
İnsaf sahibi olmayan bir kimse, ne kendisi birşey anlar, ne de başkasına birşey anlatabilir.
Yûnus b. Abdi’l-A'la rivâyetle dedi ki:
İbn Vehb'i şöyle derken dinledim: Ben Mâlik b. Enes'in şöyle dediğini dinledim:
Bizim çağımızda insaftan daha az hiçbir şey yoktur.