İnsan kimliği hatıralarla oluşur. Aile bu bakımdan hatıraların evidir. Aile, bugünün küçük anlarını yarının paha biçilmez hatıraları kılan simyadır. O anlar, hatıralar haline gelmeden kıymetlerini bilemeyiz.
Ben şahsen en çok kitap kokan evleri sever, kitapsız evleri çok can sıkıcı ve tekdüze bulurum.
Düş kurmanın, hayallere dalıp gitmenin, bir kitabın koynunda uyuyakalmanın imkânlarını bize vaat etmeyen bir ev boştur.
Ev geri çekilmenin, inzivanın, ses ve imgelerden ricat ederek ruha dikkat kesilmenin de yeridir.
Dünyaya kapıları kapattığınız anda ruhun kapılarını açma ihtimali her an eşiktedir.
Sükûnetle bakmalıyız kendimize, anları hatıralara dönüştürebilmek için, hayatın yanı başımızdan geçip gitmesine izin vermemek için, kendimiz kalabilmek için. İnsan olabilmek için.
"Ah! Bu gülümsemeyi zor zamanlarımda şöyle bir görebilseydim, kederin ne olduğunu bilmeyecektim." İki yaşındayken kaybettiği annesinin ışık saçan yüzünden böyle söz eder Tolstoy. Çocukluğumuzdan kalan müşfik bir yüz, zor zamanlarda yanı başımızda belirir ve kedere kalkan olur.
Aile "kalpsiz bir dünyada son sığınak"tır. Şefkatin son kalesi. Onu dizlerimizin ve yüreklerimizin üzerinde savaşarak koruyalım.