Yazar kitabın bitiminde okurun çocuga karşı olan hislerini yazmıs gibi. Benim için öyle oldu en azından. İçim acıyarak ama tesellilerle sesleniyorum çocuga ;
" Ve bana tek bir şey söylemek düştü : çocuk ruhunun bağdaşamadığı çirkinliği ittin elinin tersiyle. Bu benim tesellimdir. Sen, bir defa parlayıp sönen yıldırım gibi yaşadın. Yıldırımları gökler doğurur. Göklerinse ölmezliği var. Bu da benim tesellimdir. Her çekirdekte yeni bir hayat oluşumu vardır. Çocuk vicdanı ise, insanlarda gelişen yeni bir hayatın belirtisidir. Bu da benim tesellimdir. Ve bu yeryüzünde bizi ne beklerse beklesin, insanlar doğup öldükçe, doğruluk ölmeyecektir. Senden ayrılırken, kendi sözlerini tekrarlıyorum yavrum :
'Merhaba beyaz gemi, benim gelen!' "