Eğer erkek onu, kendisinin istediğinden daha az seviyorsa ve kadın, erkeği kendine mal
edememişse, onu mutlu kılamamış, doyuramamışsa, o zaman kendine hayranlığı, kendinden nefrete, tiksintiye, küçük düşürülmeye dönüşür. Kendi kendini cezalandırmaya kalkışır.
Ancak cömert sevgi sıcaklığından mazohistik çılgınlığa duşüş pek kolaydır. Sevdiği erkeğin önünde, ana babası karşısındaki bir çocuk durumunda olan kadın, onlara karşı duyduğu suçluluğu hissedebilir.
Sevdiği erkek arzuladığı takdirde ilk başlarda kendisine aşktan da değerli olarak gelen o dış görünüşünü değiştirir. Bununla ilgilenmez olur; kendisini, varım yoğunu efendisinin hizmetine adar; erkeğin istemediğim kendisi de reddeder.
Başlangıçta kendine hayranlığın ilâhlaştınlması olarak görülen aşk, çoğu sefer insan
kendi kendini yok etmeye götüren bir bağlılığın acı zevklerinde gerçekleşir.
Seven kadın, aşkta geçmişinin, kişiliğinin onaylanmasını arar ilk başta; fakat sonra geleceğini de buna bağlar; kendini haklı kılmak için, geleceğini, bütün değerleri elinde tutana verir.