Gelenler vardı. Anadolu'ya dörtnala. Yeleleri rüzgârda uçuşan atların sırtında. İyi atlar ve üzerlerinde iyi adamlar. Zafer muştularıyla aydınlanan ufukta, gökyüzü sönmeyecek bir güneşin doğuşuna hazırlanıyordu. Diyojen farklı bir medeniyet öğreniyordu. Koca bir çınar gökyüzünü kaplarken merhamet ve barış dallarıyla; Edebali nakış nakış dokuyordu Osman'ın yüreğini.
Öğretmen, birden dışarıda uçan leylekleri görmüştü de bir çocuk sevinci ile sınıfa dönmüş heyecandan titreyen sesiyle ‘Bakın bakın leylekler göçüyor...' diye bağırmıştı. Gerçekten müthiş bir görüntü idi; Ama beni etkileyen leyleklerin göçüşü değil, bir öğretmenin sevinç çığlığı atarkenki çocuksuluğuydu.