Sevgili Lilyum…
Sana sustuklarım var… Her gece boğazıma düğümlenen, söyleyemediğim, içime gömdüğüm sözler var. Yüreğimde kanayan yaralarım, hayalini kurduğum ama hiç yaşayamadığım düşlerim var. Ne çok şey birikti sana dair, ne çok şey sustum kendime bile.
Benim dilimden dökülmeyen, fakat gözlerime gizlenmiş bir ömürlük itiraflar var. Günlerce odamda çalışıyorum, sana söylemek istediklerimi yazıyorum, sonra ezberliyorum. En güzel cümlelerim senin için doğuyor, en güzel şiirlerim seni anlatıyor, en güzel hayallerim seninle başlıyor. “Bir gün karşına çıkıp her şeyi anlatacağım” diyorum, ama seni gördüğüm an kelimelerim tükeniyor. Gözlerin bana değdiğinde dünya susuyor, ben de susuyorum. Lâl oluyorum.
Sana “Nasılsın?” diye sorduğunda, içimden taşan yangınımı anlatamıyorum. Oysa o an yüreğimi açabilsem, senin için nasıl paramparça olduğumu, seni ne kadar çok sevdiğimi, yokluğunla nasıl yaşlanıp durduğumu söyleyebilsem… Ama yapamıyorum. Sen gülünce, bütün hazırladıklarım kül oluyor. Sadece “İyiyim” diyebiliyorum. Oysa iyi değilim Lilyum… Sensiz hiçbir şey iyi değil.
Senin yanında değilken nefesim bile yarım. Senin uzağında mutluluk diye bir şey yok. Benim seni aşkımın merkezine koyduğumdan bile haberin yokken, ben seni hayatımın tek anlamı yaptım. Bilmiyorsun… Belki hiç bilmeyeceksin.
Ve işte ben, sana sustuklarımı acıya boğarak yaşıyorum. Her gece içine hapsolduğum yalnızlık var. Her sabah kırık hayallerimle uyanıyorum. Seninle bir ömrü paylaşmayı düşledim; ama bu aşk, ulaşılmaz bir yıldız gibi uzak bana. Ellerim yetişmiyor, dualarım kavuşmuyor.
Sana sustuklarım var, sevgili Lilyum… Yıllar boyu içimde yankılanacak, hiçbir zaman dudaklarımdan çıkamayacak kelimelerim var. Benim için imkânsız olan seninle bir gelecek… Ama imkânsız bile olsa, ben seni sevmekten