Ama insanın benliği kendi benliğiyle konuşursa, kim konuşmuş olur? - mezara girmiş ruh, içeriye, içeriye, en içteki katakompa kadar sokulmuş can; tülünü alıp dünyayı terk etmiş olan benlik - bir korkak belki, ama karanlık koridorlarda elinde feneriyle huzursuzca bir aşağı bir yukarı seğirtirken yine de çok güzel. "Artık dayanamayacağım," diyor ruhu. "Öğle yemeğindeki o adam - Hilda - çocuklar." Ulu Tanrım, nasıl hıçkırıyor! Kaderinden yakınan ruh bu, buraya, şuraya sürüklenen ruh, küçülen halıların üzerine yerleşen - yetersiz dayanak noktaları onlar - kaybolup giden koca evrenin ufalmış paçavraları - aşk, hayat, inanç, koca, çocuklar, genç kızlıkta insana ne tür harika ve görkemli şeylerin görünüp kaybolduğunu bilmiyorum. "Ben istemem - ben istemem."