Bedenini alt etmiş olmak insanı Tanrı'ya yaklaştırır, başkalarından ayırır. Yemeden, uyumadan, dışkılamadan yaşayabileceğini ilan eden etrafındakileri büyüler, bu yeteneğe sahip olan canı gönülden aziz kabul edilir. Haftalar, aylar, hatta yıllar boyu ağza tek lokma koymadan yaşayanlar karşısında halk, dini makamlar ve tıp otoriteleri ayağa kalkar
İnsanoğlu etine söz geçirmek için öncelikle kendi kendini amansız bir
disiplin altına almak zorundadır. Bedeni küçümseyen, fani dünyayı reddeden herkes, en acı verici yöntemleri hayal edip uygulayarak selamete layık olmayı umut eder. Bedenin ağır ağır, sistemli bir şekilde yok edilmesine yol açar.
Günah ve korku, beden korkusu, özellikle kadın bedeninin yarattığı korku, uyarıcı ya da kınayan nakaratlarda sürekli karşımıza çıkar. İnsanoğlu cennetten kovulduğundan bu yana günahlar pusudadır.