Elf leyle ve leyle...
Bu kült eserin tarihine, içeriğine ve çevirilerine dair rehber arayanlara:
youtu.be/-lILi0gM1lg
İnsanlık tarihinin en meşhur edebî ürünlerinden biri... 72 milletin bildiği, bilmese dahi duyduğu, duyduğundan haberdar olmasa dahi bir yerlerde izlediği, izlediğini bilmese dahi ezgilerini dinlediği, dinlediğini unutmuş olsa dahi başka bir kitapta adına rast geldiği o ünlü kitap: Binbir Gece Masalları
Borges onun için, “Önce Hindistan’da sonra İran’da, sonra da Anadolu’da anlatıldı; son olarak Arapça kaydedilip Kâhire’de derlendi. Ve bu birleşimden Binbir Gece Masalları doğdu.” diyor.
Bir toplum geçmişinden kaçamaz ve o geçmiş en şeffaf hâliyle masallarda gün yüzüne çıkar. Satır aralarında yatan toplumsal hafıza çağları aşan anlatılarla kuşaktan kuşağa aktarılır.
Çin topraklarından Kuzey Afrika semalarına uzanan geniş bir coğrafyanın hafızası olan bu masallar okuru şaşkına çevirir ve okura hiç beklemediği enterasan olay örgüleri ile örneği olmayan bir deneyim yaşatır.
Birçok elyazması bulunan bu masallar özellikle Fransızca’ya yapılan ilk çevirisi sayesinde dünya çapında tanınan bir eser haline gelmiştir. Opera, bale, film, roman, resim gibi birçok sanat eserinde bu masalların izini sürmek mümkün.
Çoğu usta yazarın hayal ettiği “zirve üslup” özelliklerine sahip olan Binbir Gece Masalları özellikle postmodern edebiyat için de dipsiz bir kuyu gibidir.
Homeros’un destanları Batı edebiyatının kaçınılmaz şekilde sığındığı bir çınar gölgesidir. Aynı şekilde bu masallar da hem Doğu hem de Batı edebiyatı için kadim bir çınar vazifesi görür. Onun gölgesi bir şekilde her dönem kendini hissettirir.
Ünlü yazar Stendhal “Her yıl unutmak ve aynı keyifle yeniden okumak istediğim iki kitaptan biri...” diyor bu masallar için ve karşısına Don Kişot’u