Gerçek üniversite zihinsel bir durumdur. Zihinsel durum yoksa, profesör bile gercek üniversitenin bir parçası olamaz. Gercek üniversite, aklın kendisinin sürüp gitmesidir.
Bir eğitim fakültesinde öğretirsiniz, öğretirsiniz, öğretirsiniz, araştırma için zaman yoktur, düşünmek için zaman yoktur, dış olaylara katılmak için zaman yoktur, salt öğret, öğret, öğret ve sonunda zekanız söner, yaratıcılığınız körlenir ve neden böyle sönük olduğunuzu anlamayan, olan bitenden habersiz masum öğrencilerden oluşan ve birbiri ardınca gelen dalgalara tekrar tekrar aynı sıkıcı şeyleri anlatan bir otomatik makine olursunuz. Sizi sönük bulan öğrenci size saygısını yitirir ve bu saygısızlığı ötekilere de yayar. Böyle biteviye öğretmenizin nedeni, bunun hem gerçek eğitim veriyormuş gibi görünüm elde etmenin hem de bir üniversiteyi en kolay yoldan götürmenin akıllıca bir yolu olmasıdır.
Günümüzde akılcılık biçimleri, duygusal yönden sahte, estetik yönden anlamsız ve ruhsal yönden boştur. Bugün olduğu ve gelecekte uzun süre olmayı sürdüreceği durum budur...
Yalnızca sonuçlara yönelik olduğu sürece hiçbir değişim olanaklı değildir... Bir fabrika yıkılır ama onu üreten akılcılık yerindeyse aynı akılcılık hemen bir başka fabrika yapabilir