Özellikle burjuva toplumsal ilişkilerde bilinçli olarak ihmal edilen okumayazma ve okumayla kültürel gelişimin yaygınlaştırılması acil bir programa bağlanmalıdır. Eğitim, herkes için aynı biçimde kademeli ve yaygın olarak gerçekleştirilmeli, ileri eğitimin önü tümüyle ve yine herkes için açılmalıdır, Marx'ın işaret ettiği biçimde, eğitim temel prensiplerinden belki de en önemli olanı, toplumsal refahın yükseltilmesini sağlayacak programların yürürlüğe konulmasıdır. Bu yapılırken, ahlaki değerlerin yükseltilmesinin de gözetilmesi aynı derecede önemlidir. Lenin'in üzerinde sıklıkla durmuş olduğu, yukarıda da çeşitli alıntıları yapılan bu görev, "ben” ve "biz” kategorilerinin toplumsal yaşamda. içiçeliğini sağlar, bireyin çeşitli örgütlenmeler altında toplumla dayanışma içerisine girmesini teşvik eder.
Devrim yaptığınızda her şey kendiliğinden sıfırlanmış olmuyor. Yani sizin elinizde şekil verilmeyi bekleyen yumuşak bir oyun hamuru yok. Tam tersine, size direnen her an elinizden kayıp gidecek ve hatta elinizi kullanılmaz hale getirecek, yılların kemikleştirdiği bir şekil var. İşte mesele, mücadele bu şeklin kırılıp parçalanmadan gevşetilmesi, formunun değiştirilmesi. Eğitim de bunu yapmakla yükümlü. Eğitimde ağırlık, ekonominin geliştirilmesine verilmelidir. İnsan yaşamının iyileştirilmesi, güvenceler edinilmesi üretimin artırılmasına bağlıdır. Özellikle temel gereksinimlerin sağlanması ve dağıtımının düzene girmesi herkese ulaşabilmesi, endüstrileşmenin, kapitalist mantığın etkisinden kurtarılması gerekir.
Birlikte yaşama zorunluluğu, sosyal yaşam, tarihsel süreç içeyisinde,doğa ve çvrenle belirgin bir denge içerisinde genel hayatın sürdürülmesi gereği gerçeği karşısında bundan böyle insanlık için kaçınılmaz hale geldiğinde, sosyal birliğin insanlar arasındaki çok yönlü eşitlik ve fedakârlık anlamına geldiği de toplumlarca kabul görmeye başlamıştır. Ne var ki sosyal sınıfların varlığı, bu kabulün hayata geçmesinin önündeki en büyük engeldir. Bu engelin aşılması toplumu oluşturan bireylerin tek tek, eşit ve özgür olarak birlikte yaşama zorunluluğunu kavrayabilmelerini sağlayacak eğitimi alabilmeleriyle ilgilidir. Bunun zemini ancak sosyalizm sürecinde, merkezi bir biçimde kurulabilir ve yürütülebilir.